Duyuru

Collapse
No announcement yet.

KEŞKE dediklerimiz

Collapse
X
 
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Temizle
new posts

  • KEŞKE dediklerimiz

    KEŞKE tv, pc, telefon kısaca EKRAN icat edilmeseymiş...

    Sizi bilmem ama ben bu videodan çok etkilendim.
    http://vimeo.com/channels/staffpicks/7004383

    (2009) 1.6 Turbo Cosmo Spor Tourer >>> (2012) 1.4 Turbo Edition Elegance Yeni Stil Sunroof >>> (2015) 1.4 Turbo Edition Elegance Sunroof Orginal LPG power

  • #2
    Ynt: KEŞKE dediklerimiz

    Yorum


    • #3
      Ynt: KEŞKE dediklerimiz

      teknoloji manyagı olduk, hayat monotonlaştı

      Yorum


      • #4
        Ynt: KEŞKE dediklerimiz

        Teknolojinin önünde duramazsın ezer geçer kimilerinin işine yarar kimilerinin yaramaz ama her halükarda teknolojiyi çok seviyoruz



        2009 INSIGNIA 4DR COS 16LET180HP M6 NAV CD500+FLEX+SR+19'' JANT+DERİ

        Yorum


        • #5
          Ynt: KEŞKE dediklerimiz

          Geçenlerde bir makalede okumuştum. Zaman'ın akışının göreceli olduğundan bahsediyordu. Bu görecelilik nedeniyle zamanımızın teknolojisinin Zaman'ın akışını hızlandırdığını anlatıyordu.

          Evet teknolojiden vazgeçemiyoruz ama Hayatımızdan da birşeyler götürdüğü kesin bence.

          Şimdi soru şu: acaba bize getirdikleri mi fazla götürdükleri mi?
          MEN AMENE BİL KADER EMİN-E MİNEL KEDER.

          Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem, 
Bî-ihtiyarem, el'aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!

          Yorum


          • #6
            Ynt: KEŞKE dediklerimiz

            Orjinal yazı sahibi: bilgecem
            Geçenlerde bir makalede okumuştum. Zamanın akışının göreceli olduğundan bahsediyordu.
            Bu görecelilik nedeniyle zamanımızın teknolojisinin zamanın akışını hızlandırdığını anlatıyordu.
            Bir güneş sistemi düşünelim. Bu sistemden bakarak başka bir güneş sisteminin hızını ölçebiliriz.
            Yine aynı şekilde,hızını ölçtüğümüz güneş sisteminden bakarak bu kez ilk güneş sisteminin hızını ölçebiliriz.
            Ama, her iki güneş sisteminin hızını ölçebileceğimiz ‘mutlak’ bir uzay yoktur. Yani, uzayda tercih edilmiş bir
            koordinat ekseni yoktur. Öyleyse uzay mutlak değildir, ‘Mutlak Uzay’ insanın kafasında yarattığı bir mittir.

            Bu kabul,’relativite’ kavramını doğurmuştur. Eğer uzay mutlak değil, relatif ise, bunun doğal bir uzantısı
            olarak ‘zaman’ da mutlak değil, relatif olmalıdır.

            Einstein'ın burada anlatmak istediği şeyi,somut bir olaya uygularsak şöyle olması gerekir:
            Dünya'dan uzaya, ışık hızına yakın hız yapabilen bir uzay aracı gönderdiğimizi varsayalım.Fırlatmadan
            itibaren,hem uzay aracındaki saatler,hem de Dünya'daki saatler çalışmalarını sürdürmektedir.Uzay aracı
            ile Dünya arasında hiç bir haberleşme olmadığını var sayarsak,uzay aracındaki astronotların 70 yıl
            geçtikten sonra Dünya'ya dönmeleri halinde,büyük bir sürpriz onları bekliyor olacaktır.

            Uzay aracı içinde 70 yıl geçirdiğini düşünen astronotlar,Dünya'da 200 yıl geçmiş olduğunu
            anlayınca şaşıracaklardır.Çünkü,hiç fark etmemiş olsalar da sahip olduğu büyük hız yüzünden
            uzay aracında zaman,Dünya'dakine kıyasla çok yavaş işlemiştir.

            Burada bir soru akla gelir.Gerçekte geçen zaman 70 yıl mıdır?Yoksa 200 yıl mıdır?
            Bu ölçümlerden birini,diğerine göre daha doğrudur diye niteleyemeyiz.İkisi de doğrudur,ama birbirlerine göre.
            İşte eskilerin(izafiyet),yenilerin(görecelilik)dedikler i relativite kavramı budur. Zaman da Uzay gibi mutlak değil
            ve fakat relatiftir. Mutlaklık,bu kavramlara insanların ‘izafeten’ atadıkları bir özelliktir.

            Einstein'ın daha sonra pek çok deneyle ispat edilen bu inanılmaz yorumu, Newton'un öklidyen, mutlak uzayını
            parçalıyor, yerle bir ediyordu. Aslında pek çoğumuz eski mutlak zaman kavramına,zamanın aynı hızla
            akıp gittiği düşüncesine hala bağlıyız.Ama,fizikçiler bunu reddetmekle kalmıyor,zaman kavramına ayrı bir yorum
            da getiriyorlar.
            Einstein'e göre zaman ve mekan ayrılığı da yapay , bizim kafamızın yarattığı bir kavramdır. Gerçekte uzayın üç
            boyutu ile zaman - tek bir bütünü- uzay zaman sürekliliğini oluşturur.

            Gündelik hayatta mekanın,en,boy,derinlik olması kavramına alışkınız.Bu üç boyutu pozitif sayılarla ölçebiliriz.
            Ama Evren'in, bu üç boyuta ek olarak bir de zaman boyutu içerdiğini gözden kaçırabiliriz.Oysa Evren,bizim
            bildiğimiz üç boyutla birlikte zaman boyutunu da içerir.Bu dört boyut birbirleriyle organik bir bütünlük oluştururlar.
            Diğer üç boyutun aksine zamanı 1,2,3 gibi pozitif sayılarla değil,sanal bir sayı ile,karekök içinde -1 veya -2 ile ölçeriz.
            Bugün hala, bunun tam olarak ne anlama geldiği bilinmemektedir



            Kaynak: İzafiyet Teorisi adlı makalemden bir bölüm

            Yorum


            • #7
              Ynt: KEŞKE dediklerimiz

              Üniversitede fizik mühendisi arkadaşlarımın bir vize sorusu aklıma geldi.Astronot uzaya gidiyor döndüğünde çocuğu kendisinden bilmem kaç yaşında büyük oluyordu.
              Genellersem mezun olduklarında normal davranan pek kalmıyordu bu arkadaşlardan. ihihi
              http://www.imgim.com/e85671e9-558c-4412-92af-c591def396ba.jpg

              Ellere yar oldu
              2.0 CDTI
              Cosmo,sunroof,dvd800+interface,flexride,bej deri

              5.25 Xdrive ///M(azot) Power

              Yorum


              • #8
                Ynt: KEŞKE dediklerimiz

                Orjinal yazı sahibi: Insignia
                Üniversitede fizik mühendisi arkadaşlarımın bir vize sorusu aklıma geldi.Astronot uzaya gidiyor
                döndüğünde çocuğu kendisinden bilmem kaç yaşında büyük oluyordu.
                Genellersem mezun olduklarında normal davranan pek kalmıyordu bu arkadaşlardan. ihihi
                Nasıl yani?
                Yoksa, siz, benim 'anormal' olduğumu mu ima ediyorsunuz haha

                Yorum


                • #9
                  Ynt: KEŞKE dediklerimiz

                  Kim olduğunu hatırlamıyorum google'dan da bulamadım; sanırım radyo icat edildiğinde adamın teki teknoloji bundan daha fazla ilerleyemez, sınır bu demiş
                  ahlaksızla birlikte yaşayacağına YİĞİTLE ÖLÜME GİT

                  Yorum


                  • #10
                    Ynt: KEŞKE dediklerimiz

                    Bide 5. boyut var.. Zamanın ve maddenin de ötesinde

                    1.4 T EDİTİON ELEGANCE + AFL+18 jant +NAVİ+sprintbooster+ses sistemi+opc sinyal çerçeveleri+turn push+kaliperler app +full led aydınlatma... vs..

                    Yorum


                    • #11
                      Ynt: KEŞKE dediklerimiz

                      Orjinal yazı sahibi: Şaman TÜRKSOY
                      Orjinal yazı sahibi: Insignia
                      Üniversitede fizik mühendisi arkadaşlarımın bir vize sorusu aklıma geldi.Astronot uzaya gidiyor
                      döndüğünde çocuğu kendisinden bilmem kaç yaşında büyük oluyordu.
                      Genellersem mezun olduklarında normal davranan pek kalmıyordu bu arkadaşlardan. ihihi


                      Nasıl yani?
                      Yoksa, siz, benim 'anormal' olduğumu mu ima ediyorsunuz haha
                      Estağfurullah,yanlış anlamayın.Sadece latife.Bu tür konuları severim sorular soruları kovalar.
                      Kara delik,izafiyet,görecelik muhabbetlerimizde cidden kafamız ısınıyordu.
                      http://www.imgim.com/e85671e9-558c-4412-92af-c591def396ba.jpg

                      Ellere yar oldu
                      2.0 CDTI
                      Cosmo,sunroof,dvd800+interface,flexride,bej deri

                      5.25 Xdrive ///M(azot) Power

                      Yorum


                      • #12
                        Ynt: KEŞKE dediklerimiz

                        Orjinal yazı sahibi: Şaman TÜRKSOY
                        Orjinal yazı sahibi: Insignia
                        Üniversitede fizik mühendisi arkadaşlarımın bir vize sorusu aklıma geldi.Astronot uzaya gidiyor
                        döndüğünde çocuğu kendisinden bilmem kaç yaşında büyük oluyordu.
                        Genellersem mezun olduklarında normal davranan pek kalmıyordu bu arkadaşlardan. ihihi
                        Nasıl yani?
                        Yoksa, siz, benim 'anormal' olduğumu mu ima ediyorsunuz haha
                        ben kendi adıma sizin normal olduğunuzu hiç düşünmedim.
                        MEN AMENE BİL KADER EMİN-E MİNEL KEDER.

                        Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem, 
Bî-ihtiyarem, el'aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!

                        Yorum


                        • #13
                          Ynt: KEŞKE dediklerimiz

                          Orjinal yazı sahibi: Şaman TÜRKSOY
                          Orjinal yazı sahibi: bilgecem
                          Geçenlerde bir makalede okumuştum. Zamanın akışının göreceli olduğundan bahsediyordu.
                          Bu görecelilik nedeniyle zamanımızın teknolojisinin zamanın akışını hızlandırdığını anlatıyordu.
                          Bir güneş sistemi düşünelim. Bu sistemden bakarak başka bir güneş sisteminin hızını ölçebiliriz.
                          Yine aynı şekilde,hızını ölçtüğümüz güneş sisteminden bakarak bu kez ilk güneş sisteminin hızını ölçebiliriz.
                          Ama, her iki güneş sisteminin hızını ölçebileceğimiz ‘mutlak’ bir uzay yoktur. Yani, uzayda tercih edilmiş bir
                          koordinat ekseni yoktur. Öyleyse uzay mutlak değildir, ‘Mutlak Uzay’ insanın kafasında yarattığı bir mittir.

                          Bu kabul,’relativite’ kavramını doğurmuştur. Eğer uzay mutlak değil, relatif ise, bunun doğal bir uzantısı
                          olarak ‘zaman’ da mutlak değil, relatif olmalıdır.

                          Einstein'ın burada anlatmak istediği şeyi,somut bir olaya uygularsak şöyle olması gerekir:
                          Dünya'dan uzaya, ışık hızına yakın hız yapabilen bir uzay aracı gönderdiğimizi varsayalım.Fırlatmadan
                          itibaren,hem uzay aracındaki saatler,hem de Dünya'daki saatler çalışmalarını sürdürmektedir.Uzay aracı
                          ile Dünya arasında hiç bir haberleşme olmadığını var sayarsak,uzay aracındaki astronotların 70 yıl
                          geçtikten sonra Dünya'ya dönmeleri halinde,büyük bir sürpriz onları bekliyor olacaktır.

                          Uzay aracı içinde 70 yıl geçirdiğini düşünen astronotlar,Dünya'da 200 yıl geçmiş olduğunu
                          anlayınca şaşıracaklardır.Çünkü,hiç fark etmemiş olsalar da sahip olduğu büyük hız yüzünden
                          uzay aracında zaman,Dünya'dakine kıyasla çok yavaş işlemiştir.

                          Burada bir soru akla gelir.Gerçekte geçen zaman 70 yıl mıdır?Yoksa 200 yıl mıdır?
                          Bu ölçümlerden birini,diğerine göre daha doğrudur diye niteleyemeyiz.İkisi de doğrudur,ama birbirlerine göre.
                          İşte eskilerin(izafiyet),yenilerin(görecelilik)dedikler i relativite kavramı budur. Zaman da Uzay gibi mutlak değil
                          ve fakat relatiftir. Mutlaklık,bu kavramlara insanların ‘izafeten’ atadıkları bir özelliktir.

                          Einstein'ın daha sonra pek çok deneyle ispat edilen bu inanılmaz yorumu, Newton'un öklidyen, mutlak uzayını
                          parçalıyor, yerle bir ediyordu. Aslında pek çoğumuz eski mutlak zaman kavramına,zamanın aynı hızla
                          akıp gittiği düşüncesine hala bağlıyız.Ama,fizikçiler bunu reddetmekle kalmıyor,zaman kavramına ayrı bir yorum
                          da getiriyorlar.
                          Einstein'e göre zaman ve mekan ayrılığı da yapay , bizim kafamızın yarattığı bir kavramdır. Gerçekte uzayın üç
                          boyutu ile zaman - tek bir bütünü- uzay zaman sürekliliğini oluşturur.

                          Gündelik hayatta mekanın,en,boy,derinlik olması kavramına alışkınız.Bu üç boyutu pozitif sayılarla ölçebiliriz.
                          Ama Evren'in, bu üç boyuta ek olarak bir de zaman boyutu içerdiğini gözden kaçırabiliriz.Oysa Evren,bizim
                          bildiğimiz üç boyutla birlikte zaman boyutunu da içerir.Bu dört boyut birbirleriyle organik bir bütünlük oluştururlar.
                          Diğer üç boyutun aksine zamanı 1,2,3 gibi pozitif sayılarla değil,sanal bir sayı ile,karekök içinde -1 veya -2 ile ölçeriz.
                          Bugün hala, bunun tam olarak ne anlama geldiği bilinmemektedir



                          Kaynak: İzafiyet Teorisi adlı makalemden bir bölüm
                          birazdan quantum meselesine de gireriz artık. Ondan sonra seyreyle gümbürtüyü.
                          MEN AMENE BİL KADER EMİN-E MİNEL KEDER.

                          Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem, 
Bî-ihtiyarem, el'aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!

                          Yorum


                          • #14
                            Ynt: KEŞKE dediklerimiz

                            http://umutrehberi.com/2014/05/11/mo...iyle-imtihani/

                            sabırla okuyabilirseniz çok güzel ve ilmi bir izah
                            MEN AMENE BİL KADER EMİN-E MİNEL KEDER.

                            Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem, 
Bî-ihtiyarem, el'aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!

                            Yorum


                            • #15
                              Ynt: KEŞKE dediklerimiz

                              Orjinal yazı sahibi: bilgecem
                              Ben kendi adıma sizin normal olduğunuzu hiç düşünmedim.
                              Buyurun, buradan yakın

                              Ne demeliyim?
                              Teşekkür ederim
                              İnsanoğlu sebep araştırmayıp 'öyle ise öyledir' dediği
                              1300 yıl boyunca bir arpa boyu ilerleyemedi. Ne zaman
                              ki 'neden' denilmiş, işte o zaman saksı (kafa) yorulmaya başlamış.
                              İncelemiş, araştırmış, sormuş soruşturmuş, hesap kitap yapmış.
                              İşte bugüne gelmişiz, sorgulama bitti mi? Asla bitmez, çünkü;
                              çözülen her giz, başka gize açılıyor; bildiğimiz Rus matruşkası

                              Yorum

                              İşleniyor...
                              X